Antalya Web , Profesyonel Ekibi İle Hizmetinizdedir.

fbg_bg_bottom

manavgat

Manavgat, Antalya iline bağlı bir ilçedir. 2283 km²lik yüzölçümüyle Antalya ilinin birinci büyük ilçesi konumundadır.Manavgat Şelalesi ,Türkiyenin en düzenli akan akarsuyu Manavgat Irmağı ,Sorgun Çamlığı ve Titreyengöl,Manavgat Irmağı ve Akdenizin birleştiği nokta boğazı ile ünlüdür. İlçe merkez nüfusu 75.163 (2007 sayımı), köyler nüfus toplamı 89.951 (2007)dır. Bu şekilde ilçe nufusu toplamda 165.114 (2007)tür.Şehrin 2008 nüfusu ise 77.320dir.

Coğrafyası

Manavgatın kuzeyi Toros Dağları ile çevrilidir. Sahil şeridi plajları ve eşsiz kumsallarla kaplıdır. Denizden iç bölgelere gidildikçe ekilebilen düz ovaların yanında engebeli bir arazi yapısı gözlenir. Toros Dağları arasında gizlenen Eynif Ovası ünlüdür. Toros Dağları üzerinde yörüklerin konakladığı yaylalar vardır. İlçenin Doğuda sınırını oluşturan Alara Çayı, Karpuz Çayı ve ilçe merkezinden Manavgat Nehri ile üzerindeki Manavgat Şelalesi ülkemizde olduğu kadar dünyaca da ünlüdür. Bunun yanında irili ufaklı dereler vardır.

İlçe sınırlarında Manavgat Nehri üzerinde Oymapınar Barajı ve Manavgat Barajı adında iki tane hidroelektrik santrali vardır. Nehir üzerinde ikisi yaya üçüde araç trafiğine açık 5 köprü vardır.

Nüfus

Kentin nüfusu 2007 nüfus sayımına göre 75.163dür. Bunun 38.522si erkek, 36.641i kadındır.

ilçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 9 belde, 78 köy ve 19 mahalleden oluşmaktadır.

İklim ve bitki örtüsü

Manavgatın iklimi Akdeniz İklimidir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Don olayı tüm yıl boyunca ancak birkaç gün görülmektedir. Bazı yıllarda ise hiç don olmadığı gözlenmiştir.

Sahil şeridinden itibaren, Toroslara kadar uzanan alan, tamamen ziraat alanıdır. Değişik bitkiler, meyveler ve ağaçlarla kaplıdır. Tarım arazilerinden sonra Toroslara çıkıldıkça maki ve orman alanları başlar. Toros dağları ise tamamen çalı ve maki türü bitkilerle kaplıdır. Maki türü bitkiler genelde mersin, çilek, geven ve kara dikendir. Torosların güneyinde alçak kısımlarda kızıl çam yer almaktadır. Yükseklere çıkıldıkça kızılçamın yerini kara çam, ladin, sedir ve ardıç almaktadır. Akarsu vadilerinde ise söğüt ve çınar yaygındır. yazları oldukça sıcak geçer ve 45 dereceyi geçtiği görülür.

Tarihi

Manavgat İlçesinin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side (Selimiye Köyü) ve Selge (Altınkaya Köyü) antik kentlerinin M.Ö. 6. yüzyılda kuruldukları sanılmaktadır.


Manavgat
1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında ise Osmanlı İmparatorluğunun idaresine geçmiştir.

Manavgat adı buraya ilk yerleşen kendilerine manav adını veren türkler tarafından verilmiştir. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadoluya ilk gelen Manavlu boyu Türkleri dokuz yıl içerisinde Bizans Rumlarının boşalttığı bölgelerde yerleşik hayata geçmişlerdir. Üsküdar kıyılarını dahi fetheden bu öncü Türkler, Bizans İmparatoru ile yaptıkları anlaşma sonucu Üsküdardan geri çekilmiş ve İzmitin güneyinden itibaren İznik merkezli bir devlet oluşturmuşlardır. Günümüzde Şileden Çanakkaleye değin yerli Türk olarak kendilerini Manav olarak adlandıranlar bu devirdeki atalarımızın torunlarıdır. Osman Gazi ve Kayı boyunun ortaya çıkmasına daha 200 sene vardır. 1096 senesinden itibaren yüzbinlerce çapulcu ile defalarca saldıran Haçlılara karşı vuruşarak geri çekilinmiş ve Sultan Alaaddin Keykubatın yanında yer alan Manav Türkleri bu hizmetlerine mükafaten yeniden oluşturulan Manavgat şehrine isimlerini vermişlerdir. Sultan Alaattin Keykubat ise 1221de fethettiği şehre Alaiyye ismini koyarak Manav Türkleri ile Alaaddinin kader birliğini sonsuza kadar kayıt altına almıştır. Bu bölgeye gelen Manavlar ilk yerleştikleri Güney Marmara ile irtibatlarını koparmamış, Osmanlı ile birlikte yeniden buralara yerleşmişlerdir. Kuruluş devirlerinde Bursa medreselerinde birçok Manavgatlı ve Alaiyyeli (Alanyalı) talebe yetişmiştir.


1946 yılına kadar bilimsel nitelikli kazı ve araştırmalar yapılmadığından, objektif bilgiler yetersiz, mevcutlar da efsanevi ihtimallerden öteye geçememiştir. Side -Bucakşeyhler köyü kuzeyindeki "SELEVKIA" da, 1946 yılında yapılan ilk ciddi ve bilimsel araştırmalar, teknik ve ekonomik sebeplerden dolayı yeterli olamamıştır. Bugünkü Manavgat, kuzeyde Toroslar, güneyde Akdeniz, doğuda Alara çayı, batıda Köprü çayı ile çevrili olan Antik Pamphylia’nın (Pamfilya) doğu kısımlarıdır. Pamphylianın kelime anlamı çok dil konuşulan, çok kabilelerden oluşmuş, ülke; kabileler ülkesi demektir. Kökü Yunanca olup, Pamp: çok, hilia: Irk, cins anlamında, yani "çok ırklı - soylu yer " anlamına gelir. Bizanslı ETİYEN, Pamphylia (Pamfilya) adının Lonya lı Raphyos MANTOnun kızı Pamphyliaya (Pamfilya) atfen sonradan konduğunu yazar. Bölgemizin tarihi (Antalya) , M.Ö. 14. ve 15. Y.Y. da Grek efsanelerine göre değerlendirilir. Bu y.y. da Miken Kolonilerinin Pamfilya sahillerine indiği söylenirse de, bu olay henüz kesinlik kazanmamıştır. ilk yerleşim hareketleri M.Ö. 7. ve 8. Y.Y. da Akdeniz kıyılarında bağlamıştır. Grek Kolonilerinin ilk kenti Pihaselistir. (M.Ö. 690) Bu şehrin kuruluşunu Side takip etmiştir. Antalya Karain mağarasındaki yaşam M.Ö. 50.000yıl öncesinde var olduğuna göre, Karain ve civarında yaşayan Paleolitik çağı insanı, iki veya üç günlük uzaklıkta olan bu bölgelerde de mutlaka yaşamışlardır. Müzelerimizdeki kaynaklar, yapıt ve tarihi kalıntılar, kesin tespitler için bize daha çok yardımcı olmaktadır. Torosların güneyinde, kuzeyindeki Isparta ve Burdur illeri sınırları içindeki gibi Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağları kalıntılarını içeren Prehistorik höyükler yok ama daha önceki Paleolitik çağa ait bir çok kalıntılar vardır.

ANTİK DÖNEMDE MANAVGAT

Antik dönemlerde Pamfilya doğu kısmı, Manavgat bölgesi hakkında en eski kaynak Hititlerin çivi yazılı tabletlerinde görülmektedir. Hitit kaynaklarına göre Akhiyavaların bu bölgede yaşadıkları (M.Ö. 1600–1200) ve Luvicce adlı bir dilin konuşulduğu belirtilmektedir. Hatta Hitit Kralı II. Murşilin anallerinde ( Kralın yaptıklarını anlatan yıllıklar) "II. Murşilin M.Ö. 1400 yıllarında Kilikya ya girdiği 6000 kişiyi öldürerek Pamfilya şehir devletlerini alarak geri döndüğü "yazılıdır. M.Ö. 14. ve 13. y.y. bağlarında Yunanistanın Arkadia kavimler göçüyle gelen Akhalar tarafından istila edilmeye bağladığı ve Akhaların getirdiği Arkadia - Grek lehçesiyle burada yaşayan yerli unsurların (dilin) Hititçe -Luvicenin kaynaştığı, Side de ele geçen ve bugün Side Müzesinde sergilene yazılı kaynaklar nedeniyle Araştırmacı-Arkeologların SİDECE adını koyduğu bir dilin ortaya çıktığı görülmektedir. Antik Pamfilya bölgesi M.Ö. 8. ve 7. y.y. da ikinci kez Batı Anadolulu Aiol ve İyon kafileleri tarafından kolonizasyon hareketlerin e maruz kalmıştır. Bu hareketler sırasında Egedeki Kymeliler (İzmir Aliağa yakınında bir İyon kenti)Antik Side Şehrini bir Koloni Şehri olarak kurmuşlardır. Turuva Savaşı sırasındaki bu kavimlerin göçü ve kolonizasyon hareketleri sonunda yeni gelenler ile yerli halk, yavaş yavaş karışıp kaynaşmış ve Hellenleşen şehir devletleri (Yunanca "POLİS" ) ortaya çıkmıştır. Bugünkü Manavgat ilçe sınırları içindeki antik şehirlerin birçoğu bu dönemde kurulmuştur. Heredot’a göre: Akdeniz sahillerine yerleşim daha eskilere M.ö 2000in bağına kadar (M.Ö. 1800 yılları ) götürülür. Turuva savaşında orduları dağılan Amhilophos Colehos ve Mophosun Antalya Bölgesine yerleştikleri anlatılır. Bu komutanlar çevresindekilerle birlikte, bu bölgeye gelip yerleşmeden önce, Turuva savaşlarına bu bölgeden yardım eden soyların da var olduğunu yazar. Yine Heredota göre, Lydia Kralı Cresus (Krezüs) un M.Ö. 334 yılında buraları fethiyle de Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir. Böylece 210 yıl süren Pers hakimiyeti son bulur. M.ö 223 yılında B.İskender ölünce generalleri imparatorluğu bölüştü Pamfilya, Likya ve Yukarı Firikya Antionos (Antigone )a verildi. Ancak hissesine razı gelmeyince B.İskenderin imtiyazlı generali Petigos ile yaptığı savaşta yenilerek Yunanistana kaçtı ve bu generaller arasındaki savaş uzun süre devam etti. Sonunda, M.Ö. 307 de Antinos, Pamfilyayı elinde tutan Omedisi de yenerek yöreyi ele geçirdi."KüçüK ASYA KRALI" unvanını aldı. Suriyeyi fethetti ama durmayan generaller savaşında sonunda M.Ö. 301 yılında 84 yaşında öldü. Pamfilya M.Ö. 302-218 yıllarında Ptolemeiosların, M.Ö. 215-189 yıllarında Selevkios Kral Autiochosun, ünlü Kartacalı komutan Hannibalın komutasındaki donanmasını Roma senatosuna bağlı Rodos donanmasına, Side açıklarında yapılan deniz savaşında yenilmesiyle, (M.Ö. 190 ) Romaya , M.Ö. 188 yılında da Roma Senatosu tarafından Pamfilya Bergama Krallığına verilmiştir. Ancak Helenistik Krallıklar boyunca sürekli özelliğini koruyan ve gittikçe hellenleşen geliğimini sürdüren Pamfilya şehirleri ve özellikle bunlardan Side şehri Bergama krallığı ile çıkan sınır anlaşmazlığı yüzünden, 0M.Ö. 188-102 yılları arasında bağımsız kalarak Hellenistik dönemin en parlak çağını yaşamıştır. Romanın kirli işlerine karışmamıştır. Bu nedenle Bergama Kralı Attolos II. Bölgenin en önemli ve liman şehri Sideyi alamayınca kendi adını alan ATTALIA (Antalya ) yı Liman kenti olara kurmak zorunda kalmıştır. İşte bunun için Sideye "Eski Antalya ", Antalyadan daha önce kurulmuş olduğundan denmektedir. Hellenistik Krallıklar zamanında sık sık el değiştiren Pamfilyada büyük bir otorite boşluğunun olması, Romaya uzak oluşu, özellikle doğuda Kilikya bölgesi ve dağlık bölgelerde saklanabildiklerinden bölgede korsanlığın ortaya çıkıp çoğalmasına güçlenmesine neden olmuştur. Pontus Kralı Mitridates VInın Romalılara karşı korsanlığı desteklemesiyle durum daha da kötüleşmiş hatta Alanyada (Cerecetyne) Korekesion Diodotos Tttryphon adlı bir zorba korsan, başkanlığında para basıp kaleler inşa edecek düzeyde ileri giderek helenistik şehirleri tehdit ederek zayıflamalarına neden olmuştur. Hatta bu zorba korsan, Suriye Krallarına kafa tutarak, Selevkos Kırallarına kafa tutarak, Selevkos Krallarını devirecek ve yerine istediğini geçirecek güce bile sahip olmuştur.Bu tehdit M.Ö. 78 yılında Romalı Konsül Pub lius Servilliusun Pamfilya ve Kilikyayı Romayabaşlaması ve kumandan Pompeaisun bölgeyi korsanlardan tem,izlemesine kadar sürmüştür.bazı tarihçiler "...Pompeaisun 24 generalin komutasında 120 bin asker, 500 parça gemiyle Akdenize açıldığını, Pamfilyayı tüm korsanların gemilerini yakarak Akdenizi onlardan temizlediğini, Trayphonun yaptırdığı kaleleri yakıp yıkarak sağ kalanlarının da Torosların tepelerine kaçtıklarını ..."" yazar. Pompeyüs kısa zamanda Anadolu ve Akdenizde sağlam bir egemenlik kurarak birçok küçük devlet ve bölgedeki Prenslikleri Romayabaşlayıp, bölgeyi Roma eyaleti haline getirmişse de, Pamfilyada korsanlığın kökünü kazıyamadı. Bunların kökünü Sezar temizler. Roma senotosunca idama mahkum edilince Pafilya kıyılarına kaçan Sezar, önce korsanların eline düşer onların elinden kurtulup Milete kaçar. Milette eline geçirdiği gemiler ve Miletlilerin yerlerini iyi bildiği korsanları yakalayarak, Bergamaya getirip hepsini asar. Bunlarla yıldızı parlayan Sezar büyük bir ordu ile Anadolu seferine çıkar. Pamfilya ve Kilikyada Roma hâkimiyetini kurduktan sonra da Romaya o meşhur mektubu yazar. "GELDİM, GöRDüM, YENDİM" . Bu arada Mısıra kaçan Pompeyüsü takip eden Sezar, Mısır üzerine yürüyerek Mısıra gider. Pompeyüsü öldürür. Orada Gördüğü Kleopatraya aşık olur. Adeta Sezarı büyüler . Kleopatranın etkisinde kalan Sezar Mısır’ı, Kleopatra’ya vererek Romaya döner. Sezardan sonra Anadolunun yönetimi Markus Antoniusa verilir. Tabi Pamfilyada..... Anadoludaki sık sık değişen bu egemenlik savaşlarında, bilhassa Pamfilya (Manavgat), dağlık olduğundan, Alanya ve çevresiyle birlikte hep bu olayların içinde kalmış ve küçümsenemeyecek üne de kavuşmuştur. özellikle Köprüçay ve Manavgat çayından yararlanarak dağlık bölgelerin kerestelerini ta Mısıra kadar satarak kereste ve zeytin yağı ticaret yapılmıştır. Marcus Antonius buraların hakimi olup Kleopatrayı tanıyınca Korekesyonu (Alanya) çevresiyle birlikte Kleopatraya armağan eder. Bunların zenginlikleri, özellikle keresteleri Mısıra akar Burada bölgenin, çok önemli diğer kenti Side için, Strabon ne diyorı Strabona göre Side; M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında, bir Ionia kentinden gelen Helenli kolonistlerce kurulmuştur. Kentin adı Helence olmayıp, Anadolu lehçesinde "NAR" anlamına gelir. Nar meyve olarak M.Ö. 500 yıllarından itibaren, şehir sikkelerinde, bereket ve bolluğu sembolize etmektedir. Side’nin gelişmesinde kolonistlerin büyük payı vardır. Ve çok zengin bir liman kenti haline gelir. Kent yalnız geniş bir bölgeyi kapsayan zenginliği ile değil, köle ticareti ile de tanınır. özellikle şehirde, özel bir podyumda teşhir edilerek gösterilen kadın kölelerin güzelliğinin ünü çevredeki tüm ülkelere yayılmıştır. Romanın kirli işlerine hiçbir zaman bulaşmayan Sideliler, M.Ö. 2. ve 1. yüzyıllarda barış içinde yaşadılar. Side’nin en görkemli dönemi M.Ö. 2. yüzyılın ilk yarısıdır. En önemli, en süslü yapıları bu dönemde yapılmıştır. Roma imparatorluğu döneminde; M.Ö. 27 den M.S. 192 yılına kadar süren imparatorluk devrinde Anadolu Roma egemenliğinde kalmış. Oktaviyanus imparatorluğu eyaletlere ayırdıktan sonra Pamfilya ve Akdeniz sahillerindeki Krallıklar olduğu gibi Roma nın eyaletleri haline gelmiştir.M.S. 3. yüzyıldan sonra devlet idaresinin zayıflamasıyla kuzeyde dağlık bölgelerdeki kavimlerden DOSTLAR yada İSKİTLER M.S. 266-270 yıllarında bölgeye inerek Sideyi kuşatmışlardır.Daha sonraki M.S. 361-363 yıllarında da İSAURALILAR yine Side ve bölgesini kuşatıp yağma ve talan ederek 2. çöküş dönemini yaşatmışlardır.

BİZANS HAKİMİYETİ

M.S. 4. yüzyıl boyunca gittikçe Hıristiyanlaşan bölge M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma Bizans egemenliği altında kalmıştır. Denizcilik ve ticaretin önem kaybetmesine karşın M.S.4–6 yüzyıllarda, Bizanslılar döneminde tarım ve ziraatla yapılan ilerlemelerle tekrar canlanan bölge şehirlerinden Side, imparatorluğunun (dini anlamda) doğu Pamfilya Metropolitanlığının başkenti olarak eski sınırlarını da aşan ünlü bir şehir haline dönüşerek 3. parlak dönemini yaşamıştır. Bizanslılar da Roma hakimiyeti sırasında , bölgede yapılan koruyucu kale ve garnizon binalarını kullanarak aynı sistemi devam ettirmişlerdir.önceleri ;Körüçay Havzası , Manavgat çayı Havzası ,daha sonra Zincirli kale ile Akseki - İbradı güzergahlarındaki küçük küçük yerleşimler bunu ispatlıyor. M.S. 7 yy lardanbaşlayan ve ardı arkası kesilmeyen arap korsanların akınlarına uğrayan, bölgedeki hırıstiyan şehirlerinin gittikçe önemi azalmayabaşlamış, araplar tarafından sürekli yağma ve talan edilen bölgeyi korumak için Bizans imparatorluğunun kurduğu özel donanma bile bölgeyi koruyamamış , yavaş yavaş islamlaşan bölgede Side-Manavgat - Hisar vb. gibi bazı stratejik yerler ve kentlerde ufak keşişlikler halinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Bizanslıları; ayrıca Rodos, Venedik, Ceneviz korsanlarının talanları ve Kıbrıs Krallarının saldırıları ile haçlı seferleri sırasındaki yağmalar , bölgenin ekonomik gücünü olduğu kadar kentlerini de yıpratmıştır. Dönemin Arap coğrafyacısı İdrisinin (1150) yanık Antalya olarak belirttiği bölge, Side gibi kentlere dönüşmüş, 12. y.y. da da tamamen terk edilmiştir.

SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DöNEMİNDE MANAVGAT

12. ve 13. yy. da Selçuklu Türklerinin yoğun bir yerleşimine sahne olan Manavgatı Teke yöresiyle değerlendirirsek;13. yy sonunda Anadolu da Türk Beylikleri, yani Beylikler dönemibaşlayınca, Antalya ve Isparta bölgeleri Hamitoğullarının eline geçmiştir, ancak Hamitoğulları bir ara Selçuklulardan sonra İlhanlıların hükmü altına girdiler ise de, Hamitoğulları olarak hüküm sürdüler, 1300 yıllarında da Isparta ve Antalya (Tekeoğulları) olarak ikiye ayrıldılar. Merkezleri de Antalya, zaman zaman da Korkuteli olmuştur.(1331-1423 ). İşte bu yüzden Korkuteli civarına Teke yöresi denir. Antalya’daki Tekelioğlu ailesi de ta o hanedandan yani Hamitoğullarının bir kolundandır. diğer yönden ele alırsak: Manavgat Hisar mahallesinde ziyaretgahtaki (Mezarlıktaki) sandukada 1272 tarihi ve sandukalardaki şekil ve yazılar Isparta, Atabey, Ertokuç Medresesi yanındaki bir sanduka ile tıpa tıp aynıdır. Yani Selçuklu Türklerinin Manavgata Hamitoğullarının batıdan geliğinden daha önce kuzeyden geldiklerinin ispatıdır. Köprüçayı yöresinde Olukköprünün güney taraflarında (Karabük köyünde o günlerden kalma bir camii vardır. önceleri bu açık hava camisi ibadete açıktır). 1148 de Bizanslıları yenen Selçuklu Türkleri bu bölgeyi alarak Alanyayı zapt etmişlerdir. (1223) Hatta Büyük Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat (1220-1237) bölgeyi Bizanslılardan temizleyerek, yenik valinin kızıyla evlenmiş, şehrin adını da Alaiye olarak değiştirmiştir. Yani kendi adını vermiştir. Alara kalesini de Alaaddin Keykubatın yaptırdığı söylenir. Alaiyeyi kendisine kışlık merkez yapar. Ancak esas Türk egemenliği, Hamit ve Tekeoğullarının bu bölgelere dağılıp yerleşmelerinden sonrabaşlamıştır. Bu dönemdenbaşlayarak Manavgatın tarihi, Alanya tarihiyle birlikte değerlendirilmektedir. Bunun nedeni,bu bölgede büyük şehirleri olmayan Türklerin,yerleşik bir hayata geçemeyerek hayvancılıkla uğraşan göçebe(yörük) olarak yaşamaları,ya da yerleşik hayata geçenlerin dahi köy köy beylere (batı yakasında Tugay Beyleri,Doğu yakasında Senir Beyleri)tabii olarak,Selçuklulardan itibaren önemli bir merkez olan Alanya Sancak Beyliğine idari olarak bağlı olmasındandır.Bu dönemde Alanyada basılan paraları Manavgatlılar kullanmışlardır.Hatta bunlar arasında Karamanoğulları(1293),İlhanlılar(1304-1306) ve Mısır kölemenleri(1323-1341)nin de paraları bulunmaktadır. Beylikler dönemi (14.yy.da..) Hamitoğulları ve Tekeoğullarının nüfusu altındaki Manavgat,1361 yılında Kıbrıs Kralı Pierre,yörede yerleşen Türklerin Mısıra yardım etmesiönlemek amacıyla Antalyayı zaptedince,Alanya ve Manavgat bu egemenliği kabul etmek zorunda kalmıştır.Ancak mücadeleden de vazgeçmeyen,Mısıra yardımı sürdüren Tekeoğulları 1364 yılında Alanya ve Manavgat Beylerinin yardımını da alarak,Kıbrıs Krallığı yanlısı Antalyaya saldırdı.Fakat Antalyayı denizden kuşatan Alanya Donanması yakıldı.Gizli gizli Mısıra yardımı sürdüren Manavgat,Alanya ve Karamanoğulları Kıbrıs Kralı Pierrenin planını bozmuşlarsa da,1365 yılına kadar Manavgat ve Alanya Kıbrıs yönetimi altında kalmıştır. 15.yy.ilk yarısında bölgeyi elinde bulunduran Karamanoğulları Beyliğinden,Karaman Bey,Osmanlıların buraları almak için sefere hazırlandıklarını öğrenince,Alanya ve Manavgatı alelacede Mısıra 500 dinara satmıştır.Tabii Kıbrısta (1425) Mısır Krallığınabaşlanmıştır.Ama Mısır Kralı II.Muratın kuvvet topladığını,yakında sıranın kendine geleceğini biliyordu. 1462 yılında Fatih Sultan Mehmetin Karamanoğulları Beyliğinin ortadan kaldırılmasıyla Manavgat,Alanya ile birlikte Osmanlı Egemenliği altına girmiştir.1530 yıllarına ait Osmanlı arıivlerinde Manavgatın,Alanya yörük toplumları ve Tımarları içinde,Nahiye olarak kaydı vardır.Manavgat çayında gemileri olanlar da diğerlerinin dışında gemi vergisi olarak götürü vergisinden söz edilmektedir.Osmanlı İdari Teşkilatında Manavgat yine Beylere tabi olarak II.Murat zamanı(1584)kayıtların Teke iline başlı Alanyayla birlikte 1603-1604 yılları arasında tımarlı bir nahiye olarak gözükür. Sultan Abdülmecit zamanında (1859)yapılan yeni idari düzenleme ile Manavgat, yine Alanya sancağına başlı olarak Konya eyaletinebaşlanır.1868 yılında sancakların Antalyaya verilmesiyle Alanya ve Manavgatın itirazlarına rağmen,1871de bir kaza olarak Alanya ile birlikte Alanya kazasının nahiyesi olarak Antalyaya (Teke Sancağına)bağlanır. Buna çok kızan Alanyalılar;6 köy ve mahalle muhtarları ve imamları ile birlikte 71 Alanyalı tarafından mühürlenmiş, bir tutanak hazırlamışlar. Bu tutanak Alanyalıların Antalyaya karşı duydukları kırgınlığın tam bir ifadesidir. Nitekim tüm bunların üzerine 1896 yılında Alanya kaza olarak yine Konya vilayetinebaşlanınca Manavgatta Konyayabaşlanmış oldu. Böylece Manavgat Irmağının batısı Tugay Beylerinin, doğusu Senir Beylerinin Tımar,zeamet ve hasları olarak Cumhuriyetin ilanına kadar devam etmiş,daha sonraları buralar bu beylerin üzerine tapu edilmiştir. Görüldüğü gibi Manavgat ve civarı güç kime geçtiyse olaralara tabi olmak zorunda kaldığından bir batı, bir doğu derken sonunda Türklerin egemenliği altına girmiş ve Türk şehri olarak yaşamını sürdürmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE MANAVGAT

Bugünkü Manavgat ın kuruluş tarihi hakkında kesin bir kayda rastlanmamakla birlikte köklü bir yerleşim merkezi oluşu 150-200 yıl öncesine rastlamaktadır. Yakın tarihe kadar, şimdiki ilçe merkezinin bulduğu Manavgat çayı nın civarında iki yakalı (kayık ve gemilerin çay üzerinde, iki yaka arasında, yük ve insan nakli yapıldığı) bir yer olarak belgelerde görülmektedir. Cumhuriyet ilanıyla, 1923 yılında vilayet yapılan Antalya ile birlikte Manavgatta Beşkonak ve Taşağıl Nahiyeleri ile kaza yapılmış (1924) ve Antalya yabaşlanmıştır. O zamanlar elverişsiz doğal ortam (çay taşmaları, sıtma sıtma hastalığının bir doğal afet olması) nedeniyle büyüyüp gelişemeyen Manavgat için o günkü Manavgat için Orhan Tunçdemirin tasfiri o günkü Manavgatı ne güzel anlatıyor: Cumhuriyetin ilk Kaymakamları Lütfi Bey ve Avni Refiktir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İttihat ve Terakki zamanında temeli atılan şimdiki "Çağlayan İlkokul ve Tugayoğullarından Hafize Hatun camii ve caminin yanında Hoca Mustafa Medresesi " en önemli yapı olarak gözükmektedir. Bunlardan başka, 1920-1930 yıllarında, 3 ağaya ait konut, bir iki tahta kagir bina ve yörüklerin kışladıkları bir sürü saz damlar bulunmaktaydı. Taşıt olarak 3 ağaya ait iki tekerlekli binek arabası vardı. O zamanlar ırmak üzerinde köprü olmadışından kayıla ve küçük mavnalarla insan ve yük nakli yapılırdı. Bütün Manavgat’ın lağımları ırmağa akardı. çok miktarda hayvan besleyen Yörüklerin saz damlarının etrafı gübre tepecikleri ile doluydu. Bu yüzden bataklıklarda üreyen sivrisinek, gübreliklerde üreyen karasineklerden yaşanmaz, pis ve bakımsız bir belde idi. 50 yıl önce Manavgat... Durumun en acı tarafı, lazım ve gübreliklerinin pis suyunun aktığı Manavgat çayından halk, içme suyunu alırdı. Hatta bu hal zamanla belediye ve hükümet yetkililerinin dikkatini çektiğinden ırmağa akıntısı olan tüm lağımlar foseptik şekline dönüştürüldü. Irmağın kirletilmesi yasaklandı. çünkü ırmak suyunu içmekten halkı men etmenin imkanı yoktu. çevrede başka kaynak suyu bulunmuyor, kuyu açmak zahmet ve masrafından ırmaktan su almak, halk için daha pratikti. Belediye su şebekesi kuruncaya kadar bu hal devam etmiştir. ... Irmak kenarındaki lokantalarda yemek yiyen müşteriye garson, gözü önünde sürahiyi çaydan doldurup masaya kordu... 1940 yılında 1162 olan nüfus ancak tarım ve eğitimin gelişmesi, hükümet ve belediyenin doğal şartlarla mücadelesi sayesinde 1960 lı yıllarda itibaren gelişmeye başlamıştı. Son zamanlarda ki turizm ile birlikte Türkiyenin her tarafından, hatta yabancı ülkelerden bile insanların gelip yerleştiği bir kent olmuştur. İnsan ihtiyaçları kurumlaşmış devlet kendisini hissettirmiş ve yerel yönetim kentin eksiklerini gidermeye başlamıştır. Bu dönemde ırmak üzerine, Alman Grup Firması tarafından 1931 yılında demir köprü yapımınabaşlanmış ve köprünün yapımı 1938 yılında tamamlanmıştır. Halkın ekonomik ve kültürel seviyesi artıkça daha modern bir kent olmaya başlayan Manavgat 1990lı yıllarla birlikte il olmayı hak eden çağdaş bir kent görünümüne kavuşmuştur.

Ekonomi

İlçenin doğal yapısı kısmen tarıma uygun olup bu bölgelerde tarım gelişmiştir. Geri kalan bölgeler olan orman ve fundalık alanlar ve hayvancılığın geliştiği köyler olarak ayrılır. İlçe köylerinde büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yanında hububat, susam, karpuz yetiştiriciliği ve özellikle son yıllarda zeytinciliğin giderek önem kazanmaktadır. Orman ürünleri işçiliği ve mevsimlik tarım işçiliği başlıca kazanç yolları olup sınırlı tarım arazilerinde hububat yanında son yıllarda kekik, kiraz ve ceviz gibi meyve yetiştiriciliği yapılmaya başlanmıştır.

Son yıllarda pamuk üretimi azalmakta narenciye, açık alan ve örtü altı sebze yetiştiriciliğinde artma görülmektedir. İlçede sanayi gelişmemiştir. Ancak tarıma dayalı olarak pek çok fabrika bulunmaktadır.

Bunlar dışında bölgenin doğal getirisi olarak turizm ilçenin en önemli gelir kaynaklarındandır.

Turizm

İlçeye her yıl binlerce turist gelir. Turizm ilçenin en çok istihdam yaratan iş koludur. 64 kilometrelik sahil şeridi ve Manavgat Şelalesi, özel çevre koruma alanları, tatil köyleri ile ilçede turizm oldukça gelişmiştir.

Haber ve Duyurular

Odin Topkapı Center Web Sitesi
Odin Topkapı Center Web Sitesi Projesi Tamamlanmıştır.. ...

Taraftar Atkısı Sitesi Açıldı..
Karaca Atkı hizmetlerinden biri olan taraftar atkısı sitesi yayına girmiştir.. ...

Aga Yapı Projesine Başlanılmıştır
Aga Yapı Mühendislik İnşaat Ltd. Şti. firmasının web sayfası projesine başlamış bulunmaktayız ...

Gebze Web Tasarım Yenilenmiştir.
Siz müşterilerimize daha sağlıklı bir hizmet sunabilmek için web sitemizi yenilenmiş bulunmaktayız. ...

Yabancı Dil Entegrasyonu
Web sitenizi tüm yabancı dillerde yayınlaya bilirsiniz, yabancı dil paketi ile hiç zahmet çekmeden Türkçe yazdığınız her şey seçtiğiniz ülkelerin dilleriyle web sitenizde yayınlanır ...

 

Antalya Web'den Tavsiyeler

test

Arama motorları acısından gerekli SEO düzenlemeleri yapılmış olmalıdır.

Başarının formülündeki en önemli içerik insanlarla nasıl başedileceğini bilmektir.

web tasarımı web tasarım gebze web tasarım